14 Ağustos 2016 Pazar

Depresyon mu? Depresyon.

Bırakın merak etmeyi, kimsenin dinlemeye bile tahammül edemeyeceği kadar anlamsız ve bahtsız bir hayatınız olduğunu düşünün. Gün içinde sık sık neden yaşadığınızı sorguluyorsunuz. Geceleri yok olmayı hayal ediyorsunuz. Eskiden hayalini kurduğunuz sevgili şu an kapınızı çalsa bile fayda edecek gibi gelmiyor. Bu şekilde ölürseniz cehenneme gideceğinizi kestiriyorsunuz. Arada cennete gitmenin kalan tek umudunuz olduğunu düşünüyorsunuz ama cennete gitmek için çabalayacak kadar şevkiniz kalmamış. Elinizde kalan nadir güzel şeylerden olan inancınızı istemsizce itiyorsunuz sanki. Bu yüzden ölümden korkuyorsunuz. Düşünmemek için, düşünüp acı çekmemek için saatlerce hayatınıza bir damla fayda etmeyecek işlerle beyninizi uyuşturuyorsunuz. Alkol, sigara, uyuşturucu kullanmıyorsunuz ama beyninizi uyuşturuyorsunuz. Bu ruh halinden dolayı bir de annenize karşı utanç hissediyorsunuz. Çünkü onun iyi olmasını sağlamakla yükümlü kişi sizsiniz. Ama sanki, kendiniz hiç iyi olamayacaksınız. Vücudunuzu hareket ettirmiyorsunuz. Sürekli oturmak, uzanmak istiyorsunuz. Şu anki halinizden kesinlikle memnun değilsiniz. Ama şu an olmayacak olan halinizden de memnun olmayacaksınız. Sevgi istiyorsunuz. Sevilmek istiyorsunuz. Ve bunun açlığını duyduğunuz için hayatınızda sizi koşulsuz seven annenize mahcubiyet hissediyorsunuz. Bir an bu kadar ruhsal acı çekmenin karşılığında hayatınızda iyi bir şey olacağına inanıyorsunuz. Beş saniye sonra deneyimleriniz bunun olmayacağını hatırlatıyor size.

Boş, bomboş bakıyorsunuz yazıyı yazdıktan sonra, bulunduğunuz odanın duvarlarına. Depresyon mu? Depresyon.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder